Mehmet's Reviews > Orpheus’a Soneler
Orpheus’a Soneler
by
by
"Susuyor her şey. Ama yine de suskunlukta bile
yeni bir başlangıç var, bir işaret ve değişim". " (s.25)
Küçük bir kitap olmasına rağmen o kadar çok not almışım ki... Nereden başlasam bilemiyorum. Şair ne anlatıyor? Şair insana dair evrensel her türlü detayı, şiire dökmüş. Her türlü yoğun duyguyu, yani aşk, sevgi, nefret... Ancak içerisine bu şiirlerin kozmosa dair felsefi düşüncelerini de serpiştirmiş. İzleri sürelim;
"Hatta çocukken diktiğiniz ağaçlar
çoktan ağırlaşmışlar; taşıyamazsınız onları." (s.28)
Bu dizeler beni çocukluğuma götürdü. Büyüdüğüm köyde diktiğim ağaçları her ziyaret ettiğimde daha çok büyüdüklerini görüyorum. Ancak bir tanesi var ki, tomurcuğunu bir futbol topu kırmıştı. O hiç büyüyemedi, hep güdük kaldı. Nitekim, şair burada aslında bizim, bize ait sandığımız; tetiklediğimizi sandığımız şeylerin bizden bağımsız olan realitesine ve bizden uzaklıklarına dikkat çekmek istemişse eğer; doğru. Onu her ne kadar ben dikmişsem de toprağa, onun dünyasında yokum ben. Belki bir titreşim, belki bir su serinliği hepsi bu. Zaman da böyle, uzak bizden; her ne kadar bize ait olduğunu sansak da.
".... Ne vardı evrende gerçekten?
Hiç. Yalnızca toplar. Onların çizdiği harika kavisler." (s.60)
İşte yine! Bizim evrende ne kadar küçük olduğumuzu, maddi varlığımızın ne kadar önemsiz olduğunu görüyoruz bir dizede daha. Eğer evrende ne va diye sorsaydık, ilk başta "hiç" derdik çünkü kozmosun çoğunu dolduran yaman, soğuk bir hiçlik, boşluktur. Ve sonra bir sürü toplar, ve onların çizdiği harika kavisler.
Bizler bir kum tanesi bile değiliz. Bir atom sayılırız evrenin büyüklüğü karşısında.
Nedir bu büyüklük aşkı? O zaman.
M. Baran
Ankara
25.12.2020
yeni bir başlangıç var, bir işaret ve değişim". " (s.25)
Küçük bir kitap olmasına rağmen o kadar çok not almışım ki... Nereden başlasam bilemiyorum. Şair ne anlatıyor? Şair insana dair evrensel her türlü detayı, şiire dökmüş. Her türlü yoğun duyguyu, yani aşk, sevgi, nefret... Ancak içerisine bu şiirlerin kozmosa dair felsefi düşüncelerini de serpiştirmiş. İzleri sürelim;
"Hatta çocukken diktiğiniz ağaçlar
çoktan ağırlaşmışlar; taşıyamazsınız onları." (s.28)
Bu dizeler beni çocukluğuma götürdü. Büyüdüğüm köyde diktiğim ağaçları her ziyaret ettiğimde daha çok büyüdüklerini görüyorum. Ancak bir tanesi var ki, tomurcuğunu bir futbol topu kırmıştı. O hiç büyüyemedi, hep güdük kaldı. Nitekim, şair burada aslında bizim, bize ait sandığımız; tetiklediğimizi sandığımız şeylerin bizden bağımsız olan realitesine ve bizden uzaklıklarına dikkat çekmek istemişse eğer; doğru. Onu her ne kadar ben dikmişsem de toprağa, onun dünyasında yokum ben. Belki bir titreşim, belki bir su serinliği hepsi bu. Zaman da böyle, uzak bizden; her ne kadar bize ait olduğunu sansak da.
".... Ne vardı evrende gerçekten?
Hiç. Yalnızca toplar. Onların çizdiği harika kavisler." (s.60)
İşte yine! Bizim evrende ne kadar küçük olduğumuzu, maddi varlığımızın ne kadar önemsiz olduğunu görüyoruz bir dizede daha. Eğer evrende ne va diye sorsaydık, ilk başta "hiç" derdik çünkü kozmosun çoğunu dolduran yaman, soğuk bir hiçlik, boşluktur. Ve sonra bir sürü toplar, ve onların çizdiği harika kavisler.
Bizler bir kum tanesi bile değiliz. Bir atom sayılırız evrenin büyüklüğü karşısında.
Nedir bu büyüklük aşkı? O zaman.
M. Baran
Ankara
25.12.2020
Sign into Goodreads to see if any of your friends have read
Orpheus’a Soneler.
Sign In »
Reading Progress
April 7, 2017
– Shelved as:
to-read
April 7, 2017
– Shelved
December 24, 2020
–
Started Reading
December 25, 2020
–
Finished Reading
March 12, 2021
–
Started Reading
March 12, 2021
–
Finished Reading

