Burak's Reviews > Maymun Yılı
Maymun Yılı
by
by
Bir Artonin Artaud alıntısıyla başlıyor Maymun Yılı: "Amansız bir deliliğe yakalanıyor dünya." 2016 yılının ilk gününde yakalıyoruz Patti Smith'i, Santa Cruz'da Dream Inn adında bir otele giriş yapıyor. Aslında yalnız olmaması lazım, plan böyle değildi. Ancak buraya beraber gelmeyi planladığı yakın dostu Sandy Pearlman bir otoparkta geçirdiği beyin kanamasının ardından hastanede, yoğun bakımda. Ve bu noktadan başlayıp bir seneden uzun bir zamanı Smith'in hem peşinde hem de kafasının içinde geçiriyoruz.
Anlaşılacağı üzere Maymun Yılı'nda da M Treni'nde olduğu gibi Smith'in günlük tuttuğu notları okuyoruz. Ancak bu sefer Smith'in anlatımı biraz daha muğlak, rüyalar ve gerçekler iç içe geçmiş durumda. Gerçi galiba Sam Shepard diyordu kitabın bir yerlerinde, "Rüyadaki ellerin benim ölü ellerimden daha az gerçek olduğunu söyleyebilir miyiz?". Gerçekler ve rüyalar kol kola girip kitap boyunca beraber ilerliyor.
Kitaba en çok damgasını vuran şey Smith'in uzun süredir tanıdığı ve artık yavaş yavaş aramızdan ayrılmaya başlayan dostları olmuş. Sandy, Sam, Lenny hep oradalar; hastane yatağında yatıyor da olsalar tekerlekli sandalyeye mahkum da, Smith gittiği her yere onların tahayyülünü de götürüyor. Ki bir açıdan mantıklı aslında, çünkü Çoluk Çocuk'ta Mapplethorpe'u, M Treni'nde de eşi Fred'i dinlemiştik. Bir de tabi Smith'in sevdiği yazarlar, filmler, diziler ve polisiye romanlar var. Bolano, Conrad, Pessoa, Ginsberg, Burroughs kitap boyunca karşımıza çıkan bazı isimler sadece.
Sonlara doğru 2016 Amerika seçimleri giriyor çerçeveye ve tabi ki Smith'in Trump ile ilgili düşüncelerini dinliyoruz. Smith'in pek ilgi gösteremediğim ilk sözleri bunlar oldu galiba. Söylediği her şeye katılıyorum ama Trump hakkında o kadar çok kişiden o kadar çok şey dinledik ve bunlar o kadar birbirine benziyor ki ne bir özgünlüğü ne de bir ilginçliği kaldı konunun. Bir de kitabın en sonunda 2020'yle ve kısacık da olsa pandemiyle ilgili düşüncelerine de yer vermiş. Bob Dylan'ın aldığı Nobel'i de aslında 2016'nın sonlarında Smith gidip kabul etmişti ama o konudan hiç bahsetmiyor kitapta.
Çevirmen Seda Ersavcı yine iyi iş çıkarmış, editörlük de sorunsuzdu. Daha önce de söyledim ve söylemeye devam edeceğim, Patti Smith dünya üzerinde dinlemeyi, okumayı en sevdiğim seslerden biri. Ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı, etrafını nasıl gördüğü büyülüyor beni. Böyle olunca yediği yemekten de bahsetse kaldığı otelden de, ilgiyle okuyuyorum. M Treni'nde de dediğim gibi herkese göre bir kitap değil Maymun Yılı, ama M Treni'ni okuyup sevdiyseniz bunu da seveceğinize şüphem yok. Günün birinde Smith de dostları gibi aramızdan ayrılacak ve pek kimse bunun farkında olmayacak olsa da o gün hepimiz için çok acı bir gün olacak.
Anlaşılacağı üzere Maymun Yılı'nda da M Treni'nde olduğu gibi Smith'in günlük tuttuğu notları okuyoruz. Ancak bu sefer Smith'in anlatımı biraz daha muğlak, rüyalar ve gerçekler iç içe geçmiş durumda. Gerçi galiba Sam Shepard diyordu kitabın bir yerlerinde, "Rüyadaki ellerin benim ölü ellerimden daha az gerçek olduğunu söyleyebilir miyiz?". Gerçekler ve rüyalar kol kola girip kitap boyunca beraber ilerliyor.
Kitaba en çok damgasını vuran şey Smith'in uzun süredir tanıdığı ve artık yavaş yavaş aramızdan ayrılmaya başlayan dostları olmuş. Sandy, Sam, Lenny hep oradalar; hastane yatağında yatıyor da olsalar tekerlekli sandalyeye mahkum da, Smith gittiği her yere onların tahayyülünü de götürüyor. Ki bir açıdan mantıklı aslında, çünkü Çoluk Çocuk'ta Mapplethorpe'u, M Treni'nde de eşi Fred'i dinlemiştik. Bir de tabi Smith'in sevdiği yazarlar, filmler, diziler ve polisiye romanlar var. Bolano, Conrad, Pessoa, Ginsberg, Burroughs kitap boyunca karşımıza çıkan bazı isimler sadece.
Sonlara doğru 2016 Amerika seçimleri giriyor çerçeveye ve tabi ki Smith'in Trump ile ilgili düşüncelerini dinliyoruz. Smith'in pek ilgi gösteremediğim ilk sözleri bunlar oldu galiba. Söylediği her şeye katılıyorum ama Trump hakkında o kadar çok kişiden o kadar çok şey dinledik ve bunlar o kadar birbirine benziyor ki ne bir özgünlüğü ne de bir ilginçliği kaldı konunun. Bir de kitabın en sonunda 2020'yle ve kısacık da olsa pandemiyle ilgili düşüncelerine de yer vermiş. Bob Dylan'ın aldığı Nobel'i de aslında 2016'nın sonlarında Smith gidip kabul etmişti ama o konudan hiç bahsetmiyor kitapta.
Çevirmen Seda Ersavcı yine iyi iş çıkarmış, editörlük de sorunsuzdu. Daha önce de söyledim ve söylemeye devam edeceğim, Patti Smith dünya üzerinde dinlemeyi, okumayı en sevdiğim seslerden biri. Ne anlattığından ziyade nasıl anlattığı, etrafını nasıl gördüğü büyülüyor beni. Böyle olunca yediği yemekten de bahsetse kaldığı otelden de, ilgiyle okuyuyorum. M Treni'nde de dediğim gibi herkese göre bir kitap değil Maymun Yılı, ama M Treni'ni okuyup sevdiyseniz bunu da seveceğinize şüphem yok. Günün birinde Smith de dostları gibi aramızdan ayrılacak ve pek kimse bunun farkında olmayacak olsa da o gün hepimiz için çok acı bir gün olacak.
Sign into Goodreads to see if any of your friends have read
Maymun Yılı.
Sign In »
Reading Progress
January 19, 2021
–
Started Reading
January 19, 2021
– Shelved
January 28, 2021
–
Finished Reading
February 18, 2022
– Shelved as:
kitaplik

