Cem Alpan's Reviews > Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz?
Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz?
by
by
Son zamanlarda okuduğum en iyi inceleme ve araştırma kitaplarından biri; iyi bir inceleme kaleme almanın, yazarın kendisini de konuya dahil etmesini, konuyu bir yerde hem içeriden hem de dışarıdan bir bakışla ele almasını gerektirdiğini gösteren iyi bir örnek. Johann Hari günümüzün en büyük sorununa parmak basmış; odaklanma, dikkat verme, yaratıcılık, eleştirel düşünme gibi yetilerimizin ciddi hasara uğradığı tespitinden yola çıkarak özellikle sağ siyasetin yükselmesinde azımsanmayacak bir payı olan sosyal medya meselesini enine boyuna incelemiş. Aynı sorundan kendi de mustarip olduğu için çok yerinde bir hamleyle önce bir adaya, internetten kopuk olacak şekilde uzunca bir süre inzivaya çekilmiş ve kendinde ortaya çıkan gelişmeleri kaydetmiş. Sonrasında da sosyal medyada konumlanan kilit önemdeki figürlerle meseleyi enine boyuna tartışmaya girişmiş.
İncelemenin iki asli meselesi var: birincisi, özellikle genç nesillerde meydana gelen düşünsel, bilişsel bozukluklar. Sözgelimi Amerika'da odaklanma süresi 3 dk'ya kadar gerilemiş durumda - ve sosyal medyaya bakıp yaptığınız işe gerdi döndüğünüzde yeniden odaklanmak için 27 dk'ya ihtiyacınız var. Bu koşullarda genç bireylerin uzunca bir dikkat süresi gerektiren herhangi bir kitabı okuması neredeyse imkansız gibi. Başta gençler olmak üzere insanlar her bir gün akıllı telefonlarda o kadar uzun süreler harcıyorlar ki bu durum artık kişinin bir konu üzerine esaslı bir şekilde eğilmesine imkan vermiyor. Ama mesele bundan ibaret de değil.
Davranışçı psikolojinin en önemli temsilcisi Skinner'ın 70'lerde uyarı-tepki mekanizmasından yola çıkarak geliştirdiği koşullanma teorilerinden esinlenen sosyal medya şirketleri, insanların en çok "öfke" uyandıran postlara kapıldıklarını keşfetmiş. Bu "eğilimi" çok iyi değerlendiren sağcılar, sosyal medya üzerinden insanlara yalan yanlış haberlerle öfke ve hınç duygusu aşılayarak geniş kitleleri mobilize edebiliyor. Bu yolla başa geçen siyasetçilerin başında elbette fbyle işbirliği yapan Trump ve Brezilya'da Bolsonaro var. Zira Bolsonaro'nun seçim zaferi mitinginde halk "fb" diye slogan atıyor - çünkü solcuların Brezilya halkını gizlice eşcinsellik aşıladığına dair bir paylaşım muazzam bir hızla viral olmuş. Popülist liderler, halkı yoksullaştırıp cahilleştiriyor, sonra da onlardaki öfke ve hınç duygusunu harekete geçirip rakiplerine karşı kullanıyorlar. Bunun için lgbti+ bireyler, göçmenler, mevsimlik işçiler gibi kimi kolay hedefler, günah keçileri göstermesi yeterli oluyor kimi zaman.
Kısacası son yirmi yıldır dünyayı yeniden pençesine alan ve yükselişi son yıllarda daha da hızlanan sağ siyasetin, "büyük gerileme"nin elindeki en büyük silahlardan biri sosyal medya.
Ancak yalnız o da değil: çevrenin ve doğanın katli, metropollerin günbegün insan sağlığın tehdit eder derecede kalabalıklaşması, sürekli artmakta olan çalışma saatleri ve sanayi tarımıyla yapay tatlandırıcıların yol açtığı yeni besinler düşünme ve odaklanma kapasitemize ciddi zararlar veriyor. Batıda halklar fakirleştikçe obesite artıyor örneğin.
Kısacası neden düşünme, odaklanma, zihinsel olarak yaratıcı "gezinme" yetilerimizi kaybettiğimizi, neden sürekli yorgun hissettiğimizi, neden orta uzunlukta bir roman okumanın bile zorlaştığını; ayrıca neden bir türlü topluluklar olamadığımızı, ayrıştırıldığımızı; dahası, sağ siyasetin ne yollarla dünyaya öfke ve zehir saçtığını merak edenler en azından bu gerçeklerin ardındaki önemli bir aracın nasıl işlediği konusunda kapsamlı bilgi edinecekler bu kitapla.
Dahası da var. Son bölümler dikkat eksikliği, hiperaktivite, özellikle çocukların kapalı dünyalarda yaşaması gibi konulara ayrılmış.
İncelemenin iki asli meselesi var: birincisi, özellikle genç nesillerde meydana gelen düşünsel, bilişsel bozukluklar. Sözgelimi Amerika'da odaklanma süresi 3 dk'ya kadar gerilemiş durumda - ve sosyal medyaya bakıp yaptığınız işe gerdi döndüğünüzde yeniden odaklanmak için 27 dk'ya ihtiyacınız var. Bu koşullarda genç bireylerin uzunca bir dikkat süresi gerektiren herhangi bir kitabı okuması neredeyse imkansız gibi. Başta gençler olmak üzere insanlar her bir gün akıllı telefonlarda o kadar uzun süreler harcıyorlar ki bu durum artık kişinin bir konu üzerine esaslı bir şekilde eğilmesine imkan vermiyor. Ama mesele bundan ibaret de değil.
Davranışçı psikolojinin en önemli temsilcisi Skinner'ın 70'lerde uyarı-tepki mekanizmasından yola çıkarak geliştirdiği koşullanma teorilerinden esinlenen sosyal medya şirketleri, insanların en çok "öfke" uyandıran postlara kapıldıklarını keşfetmiş. Bu "eğilimi" çok iyi değerlendiren sağcılar, sosyal medya üzerinden insanlara yalan yanlış haberlerle öfke ve hınç duygusu aşılayarak geniş kitleleri mobilize edebiliyor. Bu yolla başa geçen siyasetçilerin başında elbette fbyle işbirliği yapan Trump ve Brezilya'da Bolsonaro var. Zira Bolsonaro'nun seçim zaferi mitinginde halk "fb" diye slogan atıyor - çünkü solcuların Brezilya halkını gizlice eşcinsellik aşıladığına dair bir paylaşım muazzam bir hızla viral olmuş. Popülist liderler, halkı yoksullaştırıp cahilleştiriyor, sonra da onlardaki öfke ve hınç duygusunu harekete geçirip rakiplerine karşı kullanıyorlar. Bunun için lgbti+ bireyler, göçmenler, mevsimlik işçiler gibi kimi kolay hedefler, günah keçileri göstermesi yeterli oluyor kimi zaman.
Kısacası son yirmi yıldır dünyayı yeniden pençesine alan ve yükselişi son yıllarda daha da hızlanan sağ siyasetin, "büyük gerileme"nin elindeki en büyük silahlardan biri sosyal medya.
Ancak yalnız o da değil: çevrenin ve doğanın katli, metropollerin günbegün insan sağlığın tehdit eder derecede kalabalıklaşması, sürekli artmakta olan çalışma saatleri ve sanayi tarımıyla yapay tatlandırıcıların yol açtığı yeni besinler düşünme ve odaklanma kapasitemize ciddi zararlar veriyor. Batıda halklar fakirleştikçe obesite artıyor örneğin.
Kısacası neden düşünme, odaklanma, zihinsel olarak yaratıcı "gezinme" yetilerimizi kaybettiğimizi, neden sürekli yorgun hissettiğimizi, neden orta uzunlukta bir roman okumanın bile zorlaştığını; ayrıca neden bir türlü topluluklar olamadığımızı, ayrıştırıldığımızı; dahası, sağ siyasetin ne yollarla dünyaya öfke ve zehir saçtığını merak edenler en azından bu gerçeklerin ardındaki önemli bir aracın nasıl işlediği konusunda kapsamlı bilgi edinecekler bu kitapla.
Dahası da var. Son bölümler dikkat eksikliği, hiperaktivite, özellikle çocukların kapalı dünyalarda yaşaması gibi konulara ayrılmış.
Sign into Goodreads to see if any of your friends have read
Çalınan Dikkat.
Sign In »
Reading Progress
Finished Reading
December 25, 2022
– Shelved
