Rygard Battlehammer's Reviews > Son Kahraman
Son Kahraman (Diskdünya, #27; Rincewind, #7)
by
by
Rygard Battlehammer's review
bookshelves: discworld, my-reviews
Oct 10, 2022
bookshelves: discworld, my-reviews
Read 2 times. Last read August 20, 2022 to September 1, 2022.
Delidolu adlı aptallık yığınının içine sıçtığı güzelim Terry Pratchett ve Paul Kidby kitabı veya başka bir bakışla Discworld'ün yirmi yedinci kitabı:
"Ankh-Morpork, We have an orangutan..."
Efsaneye göre Mazda asırlar öncee Discworld'ün bencil tanrılarından ateşi çalmış ve onu dünyanın tüm sakinlerine getirmiş, tanrılar da bu eylemine karşılık Mazda'yı her gün yenilenen bir eziyetle cezalandırmıştır. Diskdünya'nın en büyük kahramanı Barbar Cohen ve arkadaşları Gümüş Ordu da kahramanlık günlerini görkemli ve destansı son bir macera ile bitirmek ve Mazda'nın intikamını almaya karar verir. Cohen'in deyimiyle "Tanrılara ateşlerini geri vermek" için yanlarına 25 kilo Agathea Gök Gürültüsü Kili alan kahramanlar, en silahlı ve en tehlikeli halleriyle Disk'in tam ortasındaki Cori Celesti Dağının, tanrıların evi Dunmanifestin'in yolunu tutarlar. Tam da bu sırada, Disk'in büyü alanının tam ortasında yaşanacak bir patlamanın, dünya üzerinde mutlak bir yok oluşa neden olacağının bilinciyle, Disk uluslarının temsilcileri ve danışmanları, Ataerk'in sarayında hararetle tartışmakta, Cohen ve Gümüş Ordu'yu vaz geçirme görevine çıkacak gönüllüler aramaktadır. Ve "Gönüllü" sözcüğünü duyan Rincewind huzursuzlukla kıpırdanır...
Discworld ile özdeşleşmiş çizgileriyle tanıdığımız, her kitabın kapağında, Discworld arşivlerinde, compendiumlarda görmeye alıştığımız Paul Kidby'nin her aşamasında Terry Pratchett'la birlikte çizimlerini planladığı ve ince ince işlediği bir Pterry kitabı Son Kahraman. Elbette "yolu Diskten geçen herkes" (Bu arada Kayahan'ın Diskdünya versiyonu kesinlikle Troll olurdu) Kirby ile bir noktada tanışmış, fanlık çizgisini biraz geçenler de Kirby'nin çizgi roman ve diğer resimli kitaplarını mutlaka görmüştür. Ama sonradan resimlenen kitap ve çizgi romana dönüştürülen hikayelerin aksine, daha en başından bir resimli kitap olarak planlanmış "Son Kahraman" ve görsel olarak muazzam bir sonuç çıkmış ortaya.
Aslında Paul Kidby her ne kadar kendisine alışmış da olsam, benim çok da sevdiğim bir çizer değil. Üslubunu biraz fazla karikatürize buluyor ve özellikle kapaklarını zaman zaman incelemesi zevkli bulsam da çoğunlukla Discworld'ün ağırlığını karşılamaya yetmediğini düşünüyorum(bu parantezin içinde eskiden fil şakası vardı, son okuduğum Terry kitabı Maurice olduğu için kaçtı). Ayrıca çoğunlukla da "fazla oryantal" buluyorum çizimlerini (ki bunu başka nasıl anlatabileceğimden emin değilim) Ancak bu kitapta çıkardığı iş gerçekten başka bir seviyede. Kitap boyunca yayılmış tüm portreler, resimler, Leonard'ın tasarımlarını gösteren şemalar, Terry'nin muazzam referanslarının görsel versiyonları, A'tuin'in ve Diskdünya'nın muazzam tasvirleri, Nasa'nın uzaydan çekilmiş fotoğraflarının Diskdünya versiyonları, elinin değdiği hemen her şey o kadar iyi ki. Dandik Türkçe baskısında değil ama(en sonda geleceğiz oraya) orijinal versiyonundaki kimi çizimlere saniyelerden dakikalara taşan ölçeklerde baktım. Görsel hikayeciliğin ne kadar güzel yapılabileceğinin yegane örneğiydi adeta.
Görselleri bir kenara bıraktığımızda elimizde kalan ise Disk'in diğer eserleri ile kıyaslandığında biraz sönük kalıyordu. Ama bu, bir bakıma yıldızlar geçidi de olan, bir taraftan Rincewind, Havuç ve Leonard'ın bir uzay seyahatine çıkıp, Apollo görevlerinin harika bir parodsini canlandırdığı bir taraftan da Cohen'in mitolojik zalimlerden hesap sormaya kalktığı kitabın kötü bir macera oluşundan değil asla. Bilakis, gayet heyecanlandırıcı, merak uyandırıcı ve her sayfası yine o sırtımızdaki ulaşamadığımız yere dokunan, tatlı bir hikaye baştan sona. Sadece tüm o Bekçi kitaplarını, Cadılar'ı, Ölüm'ün o eşsiz dokunuşunu okumuş, Brutha ve Om'un çölde yürüyüşüne tanık olmuş, Vimes ile beraber hırsız kovalamış, Nine'yle birlikte "Tanrılar bu evi kutsasın," diye bağırarak ilk kapıdan dalıvermiş, Terry'nin neler yapabildiğine tanık olmuş, hayretle açılmış çenesini toplamakta zorlanmış bizlerin, hayli yükselmiş beklentileriyle ilgili sorun. Alıştığımız, muazzam katmanların üst üste bindiği, kapattığımızda aynı anda üç farklı kitabı bitirmiş gibi hissettiğiniz bir Pterry şaheseri değil elimizdeki. Ama Terry'nin muhteşem dünyasının etrafında kelimenin her anlamıyla bir tur attığımız ve Kirby'nin resimleriyle, Cohen'in "tanrılara ateşi geri verişine" tanık olduğumuz güzel bir maceraydı "the Last Hero"
Şimdi, tatsız taraflara geleceğiz ama kendilerine Delidolu/Tudem diyen şer odağı tarafından kitabın nasıl içinden geçildiğine gelmeden önce, yakaladığım referanslar, gözüme takılan bir iki detay ve aldığım notları kısa kısa aktarmak istiyorum:
* Türkçe versiyonda hem aşırı ucuz kağıttan hem de kötü baskı kalitesinden pek göremiyoruz ama Leonardo'nun beslediği kuşlardan birinin üzerinde DoG-KöPek yazıyor. Bunun nedenini ise the Truth 'ta öğrenmiştik.
* "Kahramanların istediği budur, değil mi? Dünyanın tüm tahtlarını sandaletli ayaklarının altında ezmek, şairin de dediği gibi?" diyor Vetinari. O zaman cevap hakkına duyduğum inançla diyorum ki; Şunu bilin ki prensim kabaran okyanusların Atlantis'i ve onun görkemli kentlerini yutmasından sonra, çelik bilekli, şahin gözlü ve elinden kılıcını bırakmayan bu yiğidin göndermelerini kaçırmayacaktık elbette.
* Vetinari'nin Leonard ile konuşurken "Eski bir hikaye hatırlıyorum. Kuğuların çektiği bir gemi yapılmış ve..." derken bahsettiği hikaye piskopos Francis Godwin'in 1600lerde yazdığı, kuğuların çektiği bir arabayla aya gidilen The Man In The Moone . İlk uzay seyahati hikayelerinden olduğu için tarihsel bir önemi var. Eleman ay insanlarıyla falan karşılaşıyor sonra, tabii o dönem kilise iyice bir manyak gibi bi'şey olmuş...
* Kuzgun Saçlı Vena (Vena the Raven-Haired) kitabın yazıldığı yıllarda ününün doruğunda olan Lucy Lawless'ın canlandırdığı, 90'ların çocuklarının fantezilerinin kahramanı Savaşçı Prenses Xena'nın bir parodisi. Ben Gabriel'e aşıktım gerçi.
* "Onca silahı, anahtarı ve ilaç kutularını falan, keşfedilmemiş zindanlara kim bırakıyor?" derken Vena'ya buradan seslenmek istiyorum; Sadece onlar olsa iyi, anahtarlarla kapıları renklerine göre de kodluyorlar üstelik.
Gelelim "madem bu kadar beğendin her şeyi, neden iki puan kısmına?". Genellikle yüzeysel okumalar yapan insanlar tarafından sıklıkla Terry Pratchett çevirilerinin iyi olduğu sanrısı oluşmuş olsa da (ki bunda Tudem öncesi daha da kötü olmasının da rolü var) Terry Pratchett teliflerini maalesef elinde tutan Delidolu/Tudem ve kitapları çeviren Niran Elçi, Pterry kitaplarını vahşice sakatlamasıyla tanıdığımız unsurlar. Maalesef çevirilerde saçma sapan şeyler yapan, kah kafasına göre esprileri "yerelleştiren" ve bu sırada bildiğin uyduran, kah kendine vazife edinip artık neye ve kime yaranmak istiyorsa içerik sansürleyen, kah hiç anlamayan bu muhteşem ekibin çalışmalarının bir örneğini Carpe Jugulum 'da görebilirsiniz. Laf açılmışken, bu içerik kaçırma, anlamama konusu gerçekten bir seçenek bile değil Terry kitapları konusunda aslında. Devasa bir online komünite var Pratchett kitaplarını satır satır incelemiş, her göndermeyi forumlarda tartışmış ve bunları raporlamış olan. Ben bile her kitabı bitirip review yazdıktan sonra bir bakıyorum "acaba neleri kaçırmışım bu sefer?" diye, ki bunlar çevirmen/yayınevi/editör falan. Lan, işiniz bu işiniz! Para kazanıyor bundan bunlar. İnanılmaz bir dingillik seviyesi gerçekten.
Neyse, konumuza dönersek. Delidolu/Tudem bu dandiklik festivalini bu sefer görsellere de taşıyor. Zaten berbat bir saman kağıda, kalitesiz ve düşük çözünürlükle basarak piç ettiği kitabı, kafasına göre tahrif ediyor, sansürlüyor. Artık hangi embesilin idari kararıyla bilemeyeceğim, sayfaları tamamen çıkarıyor, eksiltiyor, deforme ediyorlar. Bir işi ne kadar kötü yapabilirlerse o kadar kötü yapıyorlar.
Normal şartlar altında reviewlerde fotoğraf ve resim kullanılmasından hoşlanmıyor, bir kitap eleştirisinin sadece yazı içermesi gerektiğini düşünüyorum. Yine de bu yazının devamında bir takım fotoğraflar göreceksiniz. Yani aniden aşırı kötü young adult/romance kitapları okuyan liseliye dönüşmedim dostlar. Ve goodreads feedinizi kaslı oğlanların karın kasları ve iri memeli kadınlarla bezeli kapakları olan, görüldüğü anda zeka düşüren kaka festivali kitapların altına bırakılmış, kulaklardan beyin sıvısı fışkırdacak boktanlıkta gif dosyalarıyla doldurmayacağım (Bu arada bu tip yan nefret kusuşlarını gazetenin ilavesi gibi düşünün. Hürriyetin yanında verilen Kelebek eki gibi. Hep fiyata dahil bunlar; bayiniz unutursa vermeyi isteyin yani.) Ancak burada istisnai bir durum söz konusu; orijinal bir eserin tahrifini açıklamak için karşılaştırmaya ve görsel veriye ihtiyacım var. O yüzden, oynatalım;

Delidolu'nun "aman ne gereği var şimdi" diye kaldırıp attığı iç kapaktan hemen sonra aslında bizi harika bir Goblen karşılıyor. Cohen ve Gümüş Ordu'nun hikayesini gördüğümüz Goblen belli ki Normanların İngiltere fethini anlatan ünlü Bayeux Tapestry ''nin bir parodisi. Ama Delidolu artık Harold'a gıcıklığından mı, başka bir nedenden mi bilinmez, bunu kitaptan atmaya karar vermiş


Ardından kitaba başlıyoruz ve biz pis orta doğululuların görmeyi hak etmediği bir diğer çizim olan toprak renklerdeki Neo-Klasik Io, kartal ve "Fingers" Mazda çizimi bizi karşılamıyor.

İlerledikçe çeşit çeşit aptallığa şahit olmaya devam ediyoruz. Kah resimlere müdahale ediliyor, kah sayfaların arka planlarındaki grafikler siliniyor, kah "aman yaaa," diye çizimler tamamen çıkarılıp atılıyor.


Bir noktada Delidolu editörlerinden birinin gözleri kısılıyor ve duduaklarının arasondan "Meme mi lan o?" sözleri dökülüyor. Ardından editörümüz panik içinde haykırıyor, "MEMEE VAAAR!". "Eyvah," diyor, "şimdi ne yapacağız," diyor, "Baltayı taşa vurduk," (haha) diye sızlanıyor. Ama ekip çakal, ekip sinsi. "böyle sanatın içine tükürüreyim," diyerek hemen çözümü buluyorlar:

Bizimkiler elbette gökkuşağını da pek sevmiyor. Artık "anam gökkuşağı! Hemen silelim yoksa okuyan ibne olur!" diye mi düşünüyorlar, yoksa başka hesaplarımı var, dangalakçam pek iyi olmadığından bilemiyorum. Yine de ellerini korkak alıştırmıyorlar, vuruyorlar makası:

Ve bu noktada ben, hazır hala kimsenin gelmişine geçmişine, ölüsüne dirisine, amcasına teyzesine, halasına eniştesine, eşiktekine beşiktekine sövmemişken, bu review'i "erken bitirmeye" karar veriyorum.
Son söz olarak, Kitap güzel, kitap tatlı. Hiç bir şey olmasa sırf Rincewind'i Vitruvius Adamı olarak görmek için bile değerdi okumaya (ki aklıma geldikçe güleceğim buna). Tek sorun, orijinalini almanız gerekiyor. Kitabın kendisine 4/5 puan verirken, Tr baskısı olduğu iddia edilen bok yığınını da 2 puanla (çünkü yine de Terry'yi çok seviyorum, 1 yıldıza elim gitmiyor) yolculuyoruz. Ve bir kez daha rica ediyorum; Bu kitabı okumak istiyorsanız lütfen Delidolu baskısını almayın.
Edit/not: Bu arada unutmuşum yazmayı: Kitabı okuduktan sonra yayınevine telefon açtım ve "Siz aptal mısınız?" diye sordum. Cevap vermediler ve telefonu kapattılar.
"Ankh-Morpork, We have an orangutan..."
Efsaneye göre Mazda asırlar öncee Discworld'ün bencil tanrılarından ateşi çalmış ve onu dünyanın tüm sakinlerine getirmiş, tanrılar da bu eylemine karşılık Mazda'yı her gün yenilenen bir eziyetle cezalandırmıştır. Diskdünya'nın en büyük kahramanı Barbar Cohen ve arkadaşları Gümüş Ordu da kahramanlık günlerini görkemli ve destansı son bir macera ile bitirmek ve Mazda'nın intikamını almaya karar verir. Cohen'in deyimiyle "Tanrılara ateşlerini geri vermek" için yanlarına 25 kilo Agathea Gök Gürültüsü Kili alan kahramanlar, en silahlı ve en tehlikeli halleriyle Disk'in tam ortasındaki Cori Celesti Dağının, tanrıların evi Dunmanifestin'in yolunu tutarlar. Tam da bu sırada, Disk'in büyü alanının tam ortasında yaşanacak bir patlamanın, dünya üzerinde mutlak bir yok oluşa neden olacağının bilinciyle, Disk uluslarının temsilcileri ve danışmanları, Ataerk'in sarayında hararetle tartışmakta, Cohen ve Gümüş Ordu'yu vaz geçirme görevine çıkacak gönüllüler aramaktadır. Ve "Gönüllü" sözcüğünü duyan Rincewind huzursuzlukla kıpırdanır...
Discworld ile özdeşleşmiş çizgileriyle tanıdığımız, her kitabın kapağında, Discworld arşivlerinde, compendiumlarda görmeye alıştığımız Paul Kidby'nin her aşamasında Terry Pratchett'la birlikte çizimlerini planladığı ve ince ince işlediği bir Pterry kitabı Son Kahraman. Elbette "yolu Diskten geçen herkes" (Bu arada Kayahan'ın Diskdünya versiyonu kesinlikle Troll olurdu) Kirby ile bir noktada tanışmış, fanlık çizgisini biraz geçenler de Kirby'nin çizgi roman ve diğer resimli kitaplarını mutlaka görmüştür. Ama sonradan resimlenen kitap ve çizgi romana dönüştürülen hikayelerin aksine, daha en başından bir resimli kitap olarak planlanmış "Son Kahraman" ve görsel olarak muazzam bir sonuç çıkmış ortaya.
Aslında Paul Kidby her ne kadar kendisine alışmış da olsam, benim çok da sevdiğim bir çizer değil. Üslubunu biraz fazla karikatürize buluyor ve özellikle kapaklarını zaman zaman incelemesi zevkli bulsam da çoğunlukla Discworld'ün ağırlığını karşılamaya yetmediğini düşünüyorum(bu parantezin içinde eskiden fil şakası vardı, son okuduğum Terry kitabı Maurice olduğu için kaçtı). Ayrıca çoğunlukla da "fazla oryantal" buluyorum çizimlerini (ki bunu başka nasıl anlatabileceğimden emin değilim) Ancak bu kitapta çıkardığı iş gerçekten başka bir seviyede. Kitap boyunca yayılmış tüm portreler, resimler, Leonard'ın tasarımlarını gösteren şemalar, Terry'nin muazzam referanslarının görsel versiyonları, A'tuin'in ve Diskdünya'nın muazzam tasvirleri, Nasa'nın uzaydan çekilmiş fotoğraflarının Diskdünya versiyonları, elinin değdiği hemen her şey o kadar iyi ki. Dandik Türkçe baskısında değil ama(en sonda geleceğiz oraya) orijinal versiyonundaki kimi çizimlere saniyelerden dakikalara taşan ölçeklerde baktım. Görsel hikayeciliğin ne kadar güzel yapılabileceğinin yegane örneğiydi adeta.
Görselleri bir kenara bıraktığımızda elimizde kalan ise Disk'in diğer eserleri ile kıyaslandığında biraz sönük kalıyordu. Ama bu, bir bakıma yıldızlar geçidi de olan, bir taraftan Rincewind, Havuç ve Leonard'ın bir uzay seyahatine çıkıp, Apollo görevlerinin harika bir parodsini canlandırdığı bir taraftan da Cohen'in mitolojik zalimlerden hesap sormaya kalktığı kitabın kötü bir macera oluşundan değil asla. Bilakis, gayet heyecanlandırıcı, merak uyandırıcı ve her sayfası yine o sırtımızdaki ulaşamadığımız yere dokunan, tatlı bir hikaye baştan sona. Sadece tüm o Bekçi kitaplarını, Cadılar'ı, Ölüm'ün o eşsiz dokunuşunu okumuş, Brutha ve Om'un çölde yürüyüşüne tanık olmuş, Vimes ile beraber hırsız kovalamış, Nine'yle birlikte "Tanrılar bu evi kutsasın," diye bağırarak ilk kapıdan dalıvermiş, Terry'nin neler yapabildiğine tanık olmuş, hayretle açılmış çenesini toplamakta zorlanmış bizlerin, hayli yükselmiş beklentileriyle ilgili sorun. Alıştığımız, muazzam katmanların üst üste bindiği, kapattığımızda aynı anda üç farklı kitabı bitirmiş gibi hissettiğiniz bir Pterry şaheseri değil elimizdeki. Ama Terry'nin muhteşem dünyasının etrafında kelimenin her anlamıyla bir tur attığımız ve Kirby'nin resimleriyle, Cohen'in "tanrılara ateşi geri verişine" tanık olduğumuz güzel bir maceraydı "the Last Hero"
Şimdi, tatsız taraflara geleceğiz ama kendilerine Delidolu/Tudem diyen şer odağı tarafından kitabın nasıl içinden geçildiğine gelmeden önce, yakaladığım referanslar, gözüme takılan bir iki detay ve aldığım notları kısa kısa aktarmak istiyorum:
* Türkçe versiyonda hem aşırı ucuz kağıttan hem de kötü baskı kalitesinden pek göremiyoruz ama Leonardo'nun beslediği kuşlardan birinin üzerinde DoG-KöPek yazıyor. Bunun nedenini ise the Truth 'ta öğrenmiştik.
* "Kahramanların istediği budur, değil mi? Dünyanın tüm tahtlarını sandaletli ayaklarının altında ezmek, şairin de dediği gibi?" diyor Vetinari. O zaman cevap hakkına duyduğum inançla diyorum ki; Şunu bilin ki prensim kabaran okyanusların Atlantis'i ve onun görkemli kentlerini yutmasından sonra, çelik bilekli, şahin gözlü ve elinden kılıcını bırakmayan bu yiğidin göndermelerini kaçırmayacaktık elbette.
* Vetinari'nin Leonard ile konuşurken "Eski bir hikaye hatırlıyorum. Kuğuların çektiği bir gemi yapılmış ve..." derken bahsettiği hikaye piskopos Francis Godwin'in 1600lerde yazdığı, kuğuların çektiği bir arabayla aya gidilen The Man In The Moone . İlk uzay seyahati hikayelerinden olduğu için tarihsel bir önemi var. Eleman ay insanlarıyla falan karşılaşıyor sonra, tabii o dönem kilise iyice bir manyak gibi bi'şey olmuş...
* Kuzgun Saçlı Vena (Vena the Raven-Haired) kitabın yazıldığı yıllarda ününün doruğunda olan Lucy Lawless'ın canlandırdığı, 90'ların çocuklarının fantezilerinin kahramanı Savaşçı Prenses Xena'nın bir parodisi. Ben Gabriel'e aşıktım gerçi.
* "Onca silahı, anahtarı ve ilaç kutularını falan, keşfedilmemiş zindanlara kim bırakıyor?" derken Vena'ya buradan seslenmek istiyorum; Sadece onlar olsa iyi, anahtarlarla kapıları renklerine göre de kodluyorlar üstelik.
Gelelim "madem bu kadar beğendin her şeyi, neden iki puan kısmına?". Genellikle yüzeysel okumalar yapan insanlar tarafından sıklıkla Terry Pratchett çevirilerinin iyi olduğu sanrısı oluşmuş olsa da (ki bunda Tudem öncesi daha da kötü olmasının da rolü var) Terry Pratchett teliflerini maalesef elinde tutan Delidolu/Tudem ve kitapları çeviren Niran Elçi, Pterry kitaplarını vahşice sakatlamasıyla tanıdığımız unsurlar. Maalesef çevirilerde saçma sapan şeyler yapan, kah kafasına göre esprileri "yerelleştiren" ve bu sırada bildiğin uyduran, kah kendine vazife edinip artık neye ve kime yaranmak istiyorsa içerik sansürleyen, kah hiç anlamayan bu muhteşem ekibin çalışmalarının bir örneğini Carpe Jugulum 'da görebilirsiniz. Laf açılmışken, bu içerik kaçırma, anlamama konusu gerçekten bir seçenek bile değil Terry kitapları konusunda aslında. Devasa bir online komünite var Pratchett kitaplarını satır satır incelemiş, her göndermeyi forumlarda tartışmış ve bunları raporlamış olan. Ben bile her kitabı bitirip review yazdıktan sonra bir bakıyorum "acaba neleri kaçırmışım bu sefer?" diye, ki bunlar çevirmen/yayınevi/editör falan. Lan, işiniz bu işiniz! Para kazanıyor bundan bunlar. İnanılmaz bir dingillik seviyesi gerçekten.
Neyse, konumuza dönersek. Delidolu/Tudem bu dandiklik festivalini bu sefer görsellere de taşıyor. Zaten berbat bir saman kağıda, kalitesiz ve düşük çözünürlükle basarak piç ettiği kitabı, kafasına göre tahrif ediyor, sansürlüyor. Artık hangi embesilin idari kararıyla bilemeyeceğim, sayfaları tamamen çıkarıyor, eksiltiyor, deforme ediyorlar. Bir işi ne kadar kötü yapabilirlerse o kadar kötü yapıyorlar.
Normal şartlar altında reviewlerde fotoğraf ve resim kullanılmasından hoşlanmıyor, bir kitap eleştirisinin sadece yazı içermesi gerektiğini düşünüyorum. Yine de bu yazının devamında bir takım fotoğraflar göreceksiniz. Yani aniden aşırı kötü young adult/romance kitapları okuyan liseliye dönüşmedim dostlar. Ve goodreads feedinizi kaslı oğlanların karın kasları ve iri memeli kadınlarla bezeli kapakları olan, görüldüğü anda zeka düşüren kaka festivali kitapların altına bırakılmış, kulaklardan beyin sıvısı fışkırdacak boktanlıkta gif dosyalarıyla doldurmayacağım (Bu arada bu tip yan nefret kusuşlarını gazetenin ilavesi gibi düşünün. Hürriyetin yanında verilen Kelebek eki gibi. Hep fiyata dahil bunlar; bayiniz unutursa vermeyi isteyin yani.) Ancak burada istisnai bir durum söz konusu; orijinal bir eserin tahrifini açıklamak için karşılaştırmaya ve görsel veriye ihtiyacım var. O yüzden, oynatalım;

Delidolu'nun "aman ne gereği var şimdi" diye kaldırıp attığı iç kapaktan hemen sonra aslında bizi harika bir Goblen karşılıyor. Cohen ve Gümüş Ordu'nun hikayesini gördüğümüz Goblen belli ki Normanların İngiltere fethini anlatan ünlü Bayeux Tapestry ''nin bir parodisi. Ama Delidolu artık Harold'a gıcıklığından mı, başka bir nedenden mi bilinmez, bunu kitaptan atmaya karar vermiş


Ardından kitaba başlıyoruz ve biz pis orta doğululuların görmeyi hak etmediği bir diğer çizim olan toprak renklerdeki Neo-Klasik Io, kartal ve "Fingers" Mazda çizimi bizi karşılamıyor.

İlerledikçe çeşit çeşit aptallığa şahit olmaya devam ediyoruz. Kah resimlere müdahale ediliyor, kah sayfaların arka planlarındaki grafikler siliniyor, kah "aman yaaa," diye çizimler tamamen çıkarılıp atılıyor.


Bir noktada Delidolu editörlerinden birinin gözleri kısılıyor ve duduaklarının arasondan "Meme mi lan o?" sözleri dökülüyor. Ardından editörümüz panik içinde haykırıyor, "MEMEE VAAAR!". "Eyvah," diyor, "şimdi ne yapacağız," diyor, "Baltayı taşa vurduk," (haha) diye sızlanıyor. Ama ekip çakal, ekip sinsi. "böyle sanatın içine tükürüreyim," diyerek hemen çözümü buluyorlar:

Bizimkiler elbette gökkuşağını da pek sevmiyor. Artık "anam gökkuşağı! Hemen silelim yoksa okuyan ibne olur!" diye mi düşünüyorlar, yoksa başka hesaplarımı var, dangalakçam pek iyi olmadığından bilemiyorum. Yine de ellerini korkak alıştırmıyorlar, vuruyorlar makası:

Ve bu noktada ben, hazır hala kimsenin gelmişine geçmişine, ölüsüne dirisine, amcasına teyzesine, halasına eniştesine, eşiktekine beşiktekine sövmemişken, bu review'i "erken bitirmeye" karar veriyorum.
Son söz olarak, Kitap güzel, kitap tatlı. Hiç bir şey olmasa sırf Rincewind'i Vitruvius Adamı olarak görmek için bile değerdi okumaya (ki aklıma geldikçe güleceğim buna). Tek sorun, orijinalini almanız gerekiyor. Kitabın kendisine 4/5 puan verirken, Tr baskısı olduğu iddia edilen bok yığınını da 2 puanla (çünkü yine de Terry'yi çok seviyorum, 1 yıldıza elim gitmiyor) yolculuyoruz. Ve bir kez daha rica ediyorum; Bu kitabı okumak istiyorsanız lütfen Delidolu baskısını almayın.
Edit/not: Bu arada unutmuşum yazmayı: Kitabı okuduktan sonra yayınevine telefon açtım ve "Siz aptal mısınız?" diye sordum. Cevap vermediler ve telefonu kapattılar.
Sign into Goodreads to see if any of your friends have read
Son Kahraman.
Sign In »
Reading Progress
August 20, 2022
–
Started Reading
August 20, 2022
– Shelved
August 20, 2022
–
0.4%
"kitabın tr baskısı dün elime geçti. Tüm seriyi Türkçe okudum, öyle devam edeyim diye ısrar etmiştim ama pişman oldum şimdi. Resimli kitabı saman kağıda basmak nedir ya? Tadım kaçtı biraz. Hem Niran'a tahammül edeceğiz hem de düşük çözünürlükle göreceğiz Paul Kidby'nin çizimlerini anlaşması kötü birisi bence."
page
1
August 21, 2022
–
20.56%
""İkan etmenin pek çok yolu vardır," dedi Lord Vetinari. "Hayır, ben Rektör Ridcully'ye katılıyorum. Yüzbaşı Havuç'u göndermek harika bir fikir."
"Ne? Ben bir şey mi dedim?" dedi Ridcully.
"Sence Yüzbaşı Havuç'u göndermek harika bir fikir olmaz mıydı?"
"Ne? Ah. Evet. İyi çocuk. Hevesli. Kılıcı da var."
"O zaman, sana katılıyorum," dedi, bir komiteyi nasıl çalıştıracağını iyi bilen Lord Vetinari."
page
51
"Ne? Ben bir şey mi dedim?" dedi Ridcully.
"Sence Yüzbaşı Havuç'u göndermek harika bir fikir olmaz mıydı?"
"Ne? Ah. Evet. İyi çocuk. Hevesli. Kılıcı da var."
"O zaman, sana katılıyorum," dedi, bir komiteyi nasıl çalıştıracağını iyi bilen Lord Vetinari."
August 21, 2022
–
47.18%
""Güzel resimler yaptığını söylüyorlar ama," dedi Başkan.
"Eh, resim sonuçta," dedi Dekan önemsemezce.
"Ama o kadar iyi resimlermiş ki, resimdeki gözler seni odada takip ediyormuş."
"Gerçekten mi? Yüzün geri kalanı ne yapıyormuş?"
"Ha. O... olduğu yerde kalıyor sanırım," dedi Muğlak Çalışmalar Bölümü Başkanı, muğlakça.
"Bana hiç de başarılı gelmedi," dedi Dekan, gün ışığına çıkarlarken."
page
117
"Eh, resim sonuçta," dedi Dekan önemsemezce.
"Ama o kadar iyi resimlermiş ki, resimdeki gözler seni odada takip ediyormuş."
"Gerçekten mi? Yüzün geri kalanı ne yapıyormuş?"
"Ha. O... olduğu yerde kalıyor sanırım," dedi Muğlak Çalışmalar Bölümü Başkanı, muğlakça.
"Bana hiç de başarılı gelmedi," dedi Dekan, gün ışığına çıkarlarken."
August 28, 2022
–
61.29%
""Ankh-Morpork, we have an orangutan..."
ashjkdashkjd sinirim bozuldu."
page
152
ashjkdashkjd sinirim bozuldu."
September 1, 2022
–
76.61%
""Ya sen Hamish?"
"Ben Ivır Zıvır Tanrısıyım," dedi Hamish.
"Ne ıvır zıvırı?"
Hamish omuzlarını silkti. Gereksiz hayal gücü besleyerek bu yaşa gelmemişti.
"Öyle... şeyler işte," dedi "Kayıp eşyalar falan. Ortalıkta yatan şeyler?"
Habis Harry, Çocuk Willie'ye geçti.
"Willie, neden kafanda bir domates, kulağında da bir havuç var?"
Çocuk Willie gururla sırıttı. "Buna bayılacaksın," dedi. "Ben Kusma Tanrısıyım.""
page
190
"Ben Ivır Zıvır Tanrısıyım," dedi Hamish.
"Ne ıvır zıvırı?"
Hamish omuzlarını silkti. Gereksiz hayal gücü besleyerek bu yaşa gelmemişti.
"Öyle... şeyler işte," dedi "Kayıp eşyalar falan. Ortalıkta yatan şeyler?"
Habis Harry, Çocuk Willie'ye geçti.
"Willie, neden kafanda bir domates, kulağında da bir havuç var?"
Çocuk Willie gururla sırıttı. "Buna bayılacaksın," dedi. "Ben Kusma Tanrısıyım.""
September 1, 2022
–
Finished Reading
September 24, 2022
–
Started Reading
(Other Paperback Edition)
September 24, 2022
–
99.19%
"Delidolu denilen Şer odağı o kadar canına okumuş ki şu kitabın. Şimdi orijinali bir tarafta, çeviri olan bir tarafta fotoğraflıyor, kontrol ediyorum sayfa sayfa. Elemanlar kafalarına göre çizim çıkarmış, bir yerde "Aha burada meme var! hemen sansürleyek" falan da demiş. Ya zaten aynısını çeviride de yapıyorsunuz, dudağımızı ısırıp susuyoruz da... Çizimlerde yapmak nedir geri zekalılar? Yine yazamadım sövmekten review"
page
246
September 30, 2022
–
Finished Reading
(Other Paperback Edition)
October 10, 2022
– Shelved
(Other Paperback Edition)
October 10, 2022
– Shelved as:
discworld
October 10, 2022
– Shelved as:
my-reviews
Comments Showing 1-4 of 4 (4 new)
date
newest »
newest »
message 1:
by
Zeynep T.
(new)
Oct 10, 2022 02:53PM
Ben de İngilizce baskılarla girmeyi düşünüyordum Terry Pratchett dünyasına, isabet olmuş. Sansür konusu çok kızdırıyor beni. Bugün çok sevdiğim bir kitapta çıkarılmış bölüm olduğunu öğrenip dellendim. Okuyup yazacağım uygun vakitte. Sağ olun verdiğiniz bilgiler için. Yarım yamalak okumak istemiyorum böyle özel eserleri.
reply
|
flag
plainzt wrote: "Ben de İngilizce baskılarla girmeyi düşünüyordum Terry Pratchett dünyasına, isabet olmuş. Sansür konusu çok kızdırıyor beni. Bugün çok sevdiğim bir kitapta çıkarılmış bölüm olduğunu öğrenip dellend..."Keşke öfkelenmeden karşılayabilsem böyle şeyleri artık. :/
Rygard wrote: "plainzt wrote: "Ben de İngilizce baskılarla girmeyi düşünüyordum Terry Pratchett dünyasına, isabet olmuş. Sansür konusu çok kızdırıyor beni. Bugün çok sevdiğim bir kitapta çıkarılmış bölüm olduğunu..."Yok mümkün değil bu ülkede ne yazık ki. Bir kitap okuma keyfimiz var o da baltalanıyor işte.
